Kayıtlar

Aralık, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

HANNIBAL

Resim
 Sinema tarihin en akılda kalan seri katillerinden bir tanesidir Hannibal Lecter. Gösterime ilk başlarda Kuzuların Sessizliğiyle ve büyük üstat Anthony Hopkins ile giren Hannibal, kurbanlarını yüksek sosyeteye yediren yamyam bir katil olduğunu öğreniyorduk. Bu katil kurbanlarını ne üstün gücüyle ne de silahlarla yeniyordu. Hannibal'ın sahip olduğu en tehlikeli özelliği zekası. Bir psikolog olan Hannibal, insanların en zayfı noktalarını bulup bunu onlar üzerinde kullanma ve en nihayetinde de onları alt etme yeteneğine sahip. Sizin en büyük travmalarınızı keşfeder, en derin korkularınızı gün yüzüne çıkarır daha sonra da sizi mağlup eder Hannibal. İnsan kibarlığının ve inceliğinin en üst noktasındadır. Sosyal statüde saygı duymanızı gerektirecek bütün özelliklere sahiptir. Şık giyinir, güzel kokar, tane tane ve anlaşılır konuşur, bilgilidir, kültürlüdür, çok zekidir, çok gezmiştir çok yer görmüştür, sanattan çok iyi anlar, görsel zekası inanılmaz kuvvetlidir. Sizi bir kere gördüğü zam...

KIZIL YÜKSELİŞ

Resim
Şimdi önümde üç tane seçenek var. Birincisi hiç spoiler vermeden sadece genel hatlarıyla kitabın kısa bir önerisini yapmak. İkincisi orta şekerli spoilerlar ile kitabı aşağı yukarı özetlemek ve diğer kitapların incelemeleri için yol açmak. Üçüncüsü ise full spoiler gidip kitabın içini dışını her şeyini anlatmak. Hayvan Mezarlığını anlatırken üçüncüyü seçtim ama bunda seçmeyi düşünmüyorum. Birinciyi seçip hiçbir şey anlatmazsam Sevro'dan utanırım. En iyisi ikinci yolu seçmek bu sefer. Öncelikle kitabımız bir distopya kitabı. Yine insanoğlu dünyada azmış kudurmuş ve gezegeni bazı sebeplerden dolayı yaşanılamaz hale getirmiştir. Ve yine her zamanki gibi demişler ki biz gidelim biraz da diğer gezegenlerin ebesiyle tanışalım. Ebesiyle tanıştıkları gezegenlerden bir tanesi de Mars. Hikayemiz de burada geçiyor. İnsanoğlu Mars'a yerleştiğinde Hint usulü bir kast sistemi oluşturalım demişler. Köleler olan Kızıllar tabakasını gezegenin dibine sürekli maden çıkarmaya göndermişler. En üst ...

MULAN

Resim
 Öncelikle belirtmek isterim ki ben animasyonlarını izlemedim. O yüzden animasyonlarından bağımsız sadece film hakkında yorum yapacağım. Çünkü sağda solda gördüğüm yorumlardan anladığım kadarıyla animasyonlardaki hikaye filme pek iyi yansıtılamamış. Bir ejderha var galiba, o filmde yok mesela ondan yakınanları gördüm. Neyse benim konu hakkında bir bilgim yok ben sadece film hakkında yorum yapmaya geldim. Şimdi önce şu Çi enerjisi meselesinden bahsetmekte biraz fayda var. Bahsedeceğim derken konuya pek vakıf olduğumdan, boş zamanlarımda dağın tepesindeki tapınağa gidip meditasyon yaptığımdan falan değil. Az çok tarif edeceğim. Şimdi fantastik olgularda mana dediğimiz bir kavram var az çok bilirsiniz. Bir büyücünün manası ne kadar yüksek olursa o kadar fazla büyü yapabilir ve o kadar güçlü olur. Çinlilerdeki Çi meselesi de buna benziyor. İnsanın bütün vücuduna yayılmış bir yaşamsal enerji türü. Ona ne kadar hakimseniz ve bu enerji ne kadar güçlüyse siz de o kadar güçlüsünüz anlamına ...

DEAD SPACE

Resim
 Dead Space fikri aklıma geldiğinden bu yana korku oyunu açlığım baş gösteriyor. Ben Outlast tarzı korku oyunlarından pek hoşlanmıyorum. Bana gelmiyor şu oyunlar. Sürekli saklanmak, oradan oraya koşturmayı beceremiyorum. Elim ayağıma dolanıyor, strese giriyorum en sonunda da direkt ölüyorum. Lakin Dead Space öyle değil. Karşımıza çıkan şerefsiz yaratıklara karşı gelebiliyoruz. Kaçmak zorunda değiliz, kafalama dalabiliyoruz mutantlara. Öyle olunca favori korku oyunlarımdan biridir. Hiç aklımdan çıkmıyor. Oynayalı 6 7 sene oldu sanırım. Isaac ile dümdüz yürürken yerde ölü gibi yatan yaratık birden üstüme atlayınca koltuktan düşmüş ve oyuna yarım saat ara vermiştim.  Hafiften bir konusuna girelim. Oyun günümüzden çok yıllar sonra geçiyor. İnsanlar yamyamlıkta sınırına ulaşmış ve dünyadaki bütün kaynakları bitirmişlerdir. Yetmemiş biz galaksiye açılalım demişler ve kader kısmet uzayda yolculuğu mümkün kılmışlar kendilerine. Başka gezegenlere madenciler gönderip oradan kaynak topla...

İNSANLIĞIMI YİTİRİRKEN

Resim
 Madem Bungou Stray Dogs önerisi yaptık, ,Osamu Dazai kitabı incelemek de boynumuzun borcudur. Şu an incelemesini okuduğunuz ve daha sonra okumaya karar vereceğiniz kitap çarpıcı bir eser.  Japon edebiyatının önde gelen yazarlarında Osamu Dazai, 1930'lı yıllarda başladığı yazarlık yaşamına, ikinci dünya savaşı sonrası ölümüne kadar olan sürede önemli eserlere imza atmıştır. İnsanlığımı Yitirirken, Dazai'ın hayatından da çok fazla esintiler bulunan, en önemli kitaplarından biri.  Yozo adlı karakterimiz çocukluğundan başlayarak hayatın anlamını sorgulayan, içine kapanık, yalnız ve tamamen duygusuz bir çocuktur. İnsanların hissettiği hislerin hiçbirini içinde hissetmemektedir. Lakin çok güzel rol yapabilmektedir. Mutluymuş gibi yapabilen, heyecanlıymış gibi davranabilen, sürekli şakalar yapıp etrafa gülücükler dağıtan bu çocuk, aslında içinde daha o yaşlarda paramparça olmuş, sürekli neden yaşadığını sorgulayan ve yaptığı hiçbir şeyde anlam bulamayan bir çocuktur. Arkadaşlar...

BUNGOU STRAY DOGS

Resim
 Japon yazarlara aşina mısınız? Ben değilim. Haklarında tek bildiğim şey Bungou Stray Dogs'tan duyduğum kadar isimleri. Bir de baskısı var mı acaba diyip Osamu Dazai kitabı almam. Evet animede Japon yazarlar var ama aslında Japon yazar değiller. Anime karakterlerine Japon yazarların isimleri verilmiş. Peki bunun animeye faydası ya da katkısı ney diye soracak olursanız, bir kaç karakteristik özellik dışında ben bir faydasını görmedim. Yazı konusunda çok heyecanlıyım şu an. Çünkü bayıla bayıla izlediğim bir seri. Biraz uzun bir yazı olabilir. Şimdiden sürçü lisan edersek affola. Animeye geçmeden ve bol bol animeyi anlatmadan önce karakter tanıtımı yapacağım. Bu animede karakter demek her şey demek. Karakterlerin üst düzey karizmatik olması animeye sizi bağlayan yegane unsur. Bu yazıyı yazmak için yazarları araştırdım ufaktan. Anime ile bağlantılarını da karakter tanıtımında paylaşacağım ufaktan.                      ...

YERDENİZ BÜYÜCÜSÜ

Resim
İsimler. Ne kadar amiyane bir şekilde kullanıyoruz gündelik hayatımızda. Ne anlatırlar bize? Tarih boyunca elimize aldığımız, gözümüzle gördüğümüz her şeye bir isim vermiş insanoğlu. Bazen başkasına isim vermiş, bazen başkasına ismini vermiş. İsimler verildiği sürece anlamlıdır. Bir şeye verilmedikten sonra anlamsız kelimelerdir sadece.  Hayat yolculuğunda bir sürü varlığın ismini öğreniriz. Kimileri zihnimize kazınır, kimilerini 1 saat geçmeden unuturuz. Onlara verdiğimiz önem ölçüsünde yer ederler hayatımızda. Çok önemsiz gördüğümüz isimler de vardır. Bu ismi asla unutmayın diye herkese duyurduklarımızda. Güvendiğimiz kişilere ismimizi söylemekten çekinmeyiz. Güvenmediklerimiz ise bilmesin isteriz adımızı sanımızı. İsimlerden bahsediyoruz çünkü Yerdeniz Büyücüsü konumuz. Kraliçe Ursula'nın benim büyüme kitabım dediği eser. Lakin kitaba geçmeden önce madem isimlerden bahsediyoruz. Kimdir Kraliçe Ursula K Le Guin? Önce bir ona bakalım. Önce onun ismini öğrenelim.  İsmini Azize...

VENOM

Resim
 Marvel filmlerini incelemeye başlarken normal şartlar altında Venom'dan başlayacağım düşünülemezdi. Lakin biraz Tom Hardy abimizin hatırına, biraz da Tom Hardy abimizin hatırına Venom'dan başlama kararı aldım. Evet filmde bana göre Tom Hardy'den başka keyifli pek bir şey yok.  Sinemada daha önce 2007 yılında çekilen Spider-Man 3 filmde gördüğümüz Venom karakteri ilk defa solo filmine kavuşacağını öğrendiğimde ben bir sevindim. Daha sonra filmde Venom'u Tom Hardy'nin canlandıracağını öğrendiğimde havalara uçtum. Lakin erken uçmuşuz, çok şiddetli düştük.  Film de yine çizgi romandaki gibi gazeteci abimiz Eddie Brock'un malum uzaylı virüsünü kapmasıyla ve gurubet Venom'a dönüşmesi şeklinde ilerliyor. Lakin bu sefer virüsü Spiderman'den değil gözünü garip bir hırs bürümüş bilim adamı, iş adamı kırması olan Carlton Drake adlı şahsiyetten kapıyor. Tam olarak ondan kapmıyor da onunla röportaj yapmaya gittiği zaman arkadaşın laboratuvarından kaçan sevgili virüs...

HAYVAN MEZARLIĞI

Resim
 Madem ölümden sonra yaşam temasından gidiyorum kitapta da ona yakın bir şeyler seçeyim dedim. Stephan King kitaplarını da yavaştan tanıtmaya başlarken bir klasikten başlamış olalım. Korku türünün şahı, kitaplarının bir çoğu filmlere çevrilmiş, okurken sizi gerim gerim germeyi başarabilen harika bir yazar. Hayvan Mezarlığı ise bütün bu özellikleri kendi içerisinde barındıran klasik bir korku edebiyatı eseri.  Yine bir uyarı yapmakta fayda görüyorum. Kitabı okumadıysanız bu noktada gözlerinizi kapatmanızı rica ediyorum çünkü SPOILER olacak. Bir şeyler söylemeden bu kitap hakkında yazı yazabilmem mümkün değil.  Creed ailesi, Maine kırsalında harikulade bir eve taşınmışlardır. Doktor bir baba, güzel bir eş, iki tane dünyalar tatlısı çocuk ve hatta evin sevimli kedisi. Komşuları desen şeker mi şeker yaşlı bir adam. Dışarıdan baktığınız zaman her şey mükemmel gözüküyor. Lakin evin arka tarafında bulunan ormanda çok karanlık bir sır yatmaktadır.  Evin arkasındaki boş arazi...

RÜZGARLI PAZAR

Resim
 Mustafa Kutlu kitaplarını okurken çok farklı duygular içerisine giriyorsunuz. Yeri gelir çok tatlı ve sevimli bir hikaye olabiliyorken, yeri geldiğinde ruhunuzdan bir parça kopuyor ve yüzünüzü avuçlarınıza gömüp hüngür hüngür ağlamak istiyorsunuz. Çoğu kitabının Türk televizyonunda diziye veya filme çevrildiğini de görebilirsiniz incelerseniz.  Bir hikaye anlatmak istemiştim Mustafa Kutlu bize ve Duran ile başlamış bu sefer anlatmaya. Anlatmak ki ne nasıl bir anlatmak. İstanbul'un tam sürekli göç aldığı 60lı 70li yıllar. Kocaya kaçanlardan, yeni göç edenlere, hapisten yeni çıkanlardan çilekeş analara, hastalıklı babalara bir sürü hikaye. Burası Rüzgarlı Pazar. Haraç kesenler vardır. Duran'ın Battal gibi abisi durur karşılarında. Para falan da istemez dua yeterlidir der gider.  Çiçekçi Cemile var mesela. Ağzı bozuk, yüzünde güller açan tam bir Roman kadını. Kocası biraz hayırsızdır. Sıra sıra çocukları vardır. Pazarın en başında almıştır yerini. Çay ocağının sahibi var Pa...