İNSANLIĞIMI YİTİRİRKEN
Madem Bungou Stray Dogs önerisi yaptık, ,Osamu Dazai kitabı incelemek de boynumuzun borcudur. Şu an incelemesini okuduğunuz ve daha sonra okumaya karar vereceğiniz kitap çarpıcı bir eser.
Japon edebiyatının önde gelen yazarlarında Osamu Dazai, 1930'lı yıllarda başladığı yazarlık yaşamına, ikinci dünya savaşı sonrası ölümüne kadar olan sürede önemli eserlere imza atmıştır. İnsanlığımı Yitirirken, Dazai'ın hayatından da çok fazla esintiler bulunan, en önemli kitaplarından biri.
Yozo adlı karakterimiz çocukluğundan başlayarak hayatın anlamını sorgulayan, içine kapanık, yalnız ve tamamen duygusuz bir çocuktur. İnsanların hissettiği hislerin hiçbirini içinde hissetmemektedir. Lakin çok güzel rol yapabilmektedir. Mutluymuş gibi yapabilen, heyecanlıymış gibi davranabilen, sürekli şakalar yapıp etrafa gülücükler dağıtan bu çocuk, aslında içinde daha o yaşlarda paramparça olmuş, sürekli neden yaşadığını sorgulayan ve yaptığı hiçbir şeyde anlam bulamayan bir çocuktur. Arkadaşlarından ya da ailesinden herhangi birisi yaptığı rolü anlayacak diye ödü kopmaktadır. Çünkü rol yaptığı anlaşılırsa bu sefer olduğu gibi davranmak zorunda kalacaktır. Olduğu gibi davranmak da yaşanılacak bir hayat değildir.
Kitabın bu noktasına kadar yani Yozo'nun çocukluk döneminin bitimine kadar insanın içini ürperten ve dehşete düşüren bir iç dünyaya şahit oluyoruz. Normalde bu tarz esintileri Rus edebiyatında çokça görüyoruz. Benim aklıma okurken ilk Suç ve Ceza geldi mesela. Lakin Yozo burada ergenliğini bitirmiş ve zihni gelişimini tamamlamış bir genç adam değil daha. Çocuk. Bir de yazarın hayatına paralel gittiğini düşünürsek, işin gerçeklik payı insanı daha da etkiliyor. O yüzden ilk bölümü okurken bana çok çarpıcı gelmiştir.
Hayatının gençlik dönemi de aynı şekilde devam ediyor. Sürekli bir rol yapma hali ve arayış haliyle. Kadınlarla tanışması biraz çarpıcı oluyor Yozo'nun. Vücudunda herhangi bir duygu kıpırtısı hissetmeyen bir insan genelevler ile tanışınca fiziksel bir duygu ile tanışıyor. Yemek yemekten bile lezzet almayan bir insan kadınlardan bir miktar zevk duyduğunu fark edince bu mecranın müdavimi oluyor. Ailesi zengin ve itibarlı. Üniversitede güzel bir bölüm okumasını istiyorlar lakin resim çizmeye az çok yeteneği olduğunu keşfeden Dazai kendini güzel sanatlarda buluyor. Ailesinin desteğinden mahrum kalan Dazai tam bir sürgün hayatına başlıyor.
Gençliğinden başlayarak hayatını sonlandırana kadar defalarca kendini öldürmeye çalışıyor. Bir türlü ölmeyi beceremeyen Yozo, ölümden beter bir hayat sürüyor. Sadece kendine değil etrafındakilere de en ufak bir hayrı dokunmayan Yozo iyice Allahın belası bir adam olup çıkıyor. Metresiyle beraber intihar ettiğinde ise, hayatın anlamını bulamadan, insanlığını yitirmiş bir şekilde gidiyor bu dünyadan.
İncelememize Yozo'nun kitabın başında bize söylediği bir söz ile son verelim.
'Yaşamım utançlarla doludur. İnsan yaşamının ne olduğu hakkında bir fikrim yok.'
Ahmet Sensei

Yorumlar
Yorum Gönder