KIZIL YÜKSELİŞ
Öncelikle kitabımız bir distopya kitabı. Yine insanoğlu dünyada azmış kudurmuş ve gezegeni bazı sebeplerden dolayı yaşanılamaz hale getirmiştir. Ve yine her zamanki gibi demişler ki biz gidelim biraz da diğer gezegenlerin ebesiyle tanışalım. Ebesiyle tanıştıkları gezegenlerden bir tanesi de Mars. Hikayemiz de burada geçiyor. İnsanoğlu Mars'a yerleştiğinde Hint usulü bir kast sistemi oluşturalım demişler. Köleler olan Kızıllar tabakasını gezegenin dibine sürekli maden çıkarmaya göndermişler. En üst tabakaya da kendilerini koymuşlar ve kendilerine de Altınlar demişler. Bir de yetmezmiş gibi kızıllara demişler ki; Yoldaşlar! Siz insanlık için çalışıyorsunuz. Mars'ı yaşanabilir bir hale getirmek için bu madenlere ihtiyacımız var. Sizlerin çabalarıyla ve vatanseverliğiyle çok yakında şehrimizi kuracağız. O zaman geldiğinde siz de rahat bir hayata erişebileceksiniz. (gibi şeyler aşağı yukarı)
Lakin Kızılların bilmediği bir şey var ki, o da bu altınların şehirleri çoktan kurduğu, her şeyin hazır olduğu ve yıllardır insanların Mars'ın yüzeyinde yaşadığı. Sadece bu iki sınıf da yok. Maviler var mesela hatırladığım teknik elemanlar. Sonra pembeler var beden işçileri. Sınıf sınıf bölünmüşler işte. Ana karakterimiz Darrow kızıldır. Karısı öldükten ve meseleyi çaktıktan sonra Altınların ben gelmişini geçmişini seveyim diyip isyan bayrağını çekiyor. Lakin altınlarla nasıl mücadele edecek. Bizim çelimsiz Darrow yıllardır madenlerin havasını solumaktan bitap düşmüş, derbeder olmuş ve çok da güçlü bir insan değildir. Altınlar ise muhteşem genetikleri, bütün kaslı vucütları ve 2.05 boylarıyla herkül gibidirler. Teknolojiyle ve genetik biliminin de faydalarıyla kendilerini mükemmel insanlara çevirmişlerdir.
Öyle ya da böyle bir şekilde bizim Darrow madenlerden kaçıyor ve birilerinin de yardımıyla şehre ulaştırılıyor. Orada kendisinin üzerinde bir sürü ameliyat ve genetik bir şeyler yapılıyor. Ve Darrow arkadaşımız son model bir Altın vücuduna sahip oluyor. Az biraz eğitimle bütün o köylü konuşmasını ve cehaletini de aldıktan sonra Darrow 2.0 ile hikayemize devam ediyoruz. Bundan sonra kalıyor altınların arasına sızmak. Büyük bir komutan olması için Darrow'un genç altınlarla askeri sınavlara katılması gerekmektedir. Böylece bir gün tam bir bütün askeriyeyi kontrol edip altınların ebesine selam verme planları vardır.
Darrow sınavlara katılır. Sınavlar öyle kpss gibi değildir tabi ki. Kendini tam bir açlık oyunlarının içinde bulur. Burada işler baya bir ilginçleşir. Kitabın en güzel bölümü olduğu için detay vermeyeceğim. Normalde bütün altınların anneannesinin ellerinden öpeyim modunda takılan Darrow aslında hepsinin de o kadar şerefsiz olmadığını görür. Bir takım arkadaşlar edinir. (Sevrocuğum öpüyorum selam olsun sana) Ve kitabın son 100 sayfasında ohaaaaaa noluyoooooo gibi tepkilerle bitiriyoruz hikayeyi.
Favori serilerimden bir tanesidir. Dostlara şiddetle tavsiyemdir. İkinci kitabın incelemesinde görüşmek üzere...
Ahmet Sensei

Yorumlar
Yorum Gönder