DEAD SPACE



 Dead Space fikri aklıma geldiğinden bu yana korku oyunu açlığım baş gösteriyor. Ben Outlast tarzı korku oyunlarından pek hoşlanmıyorum. Bana gelmiyor şu oyunlar. Sürekli saklanmak, oradan oraya koşturmayı beceremiyorum. Elim ayağıma dolanıyor, strese giriyorum en sonunda da direkt ölüyorum. Lakin Dead Space öyle değil. Karşımıza çıkan şerefsiz yaratıklara karşı gelebiliyoruz. Kaçmak zorunda değiliz, kafalama dalabiliyoruz mutantlara. Öyle olunca favori korku oyunlarımdan biridir. Hiç aklımdan çıkmıyor. Oynayalı 6 7 sene oldu sanırım. Isaac ile dümdüz yürürken yerde ölü gibi yatan yaratık birden üstüme atlayınca koltuktan düşmüş ve oyuna yarım saat ara vermiştim. 

Hafiften bir konusuna girelim. Oyun günümüzden çok yıllar sonra geçiyor. İnsanlar yamyamlıkta sınırına ulaşmış ve dünyadaki bütün kaynakları bitirmişlerdir. Yetmemiş biz galaksiye açılalım demişler ve kader kısmet uzayda yolculuğu mümkün kılmışlar kendilerine. Başka gezegenlere madenciler gönderip oradan kaynak toplayan gemiler dünyaya geri dönüyor. 

İşte bu görevini tamamlayan gemilerden birisi dünyaya dönerken yolda bu kaynak sağlama meselesinde çok büyük bir görevi olan USG Ishimura gemisiyle karşılaşırlar. Gemi uzayda sessizce süzülmektedir. Korna çalarlar, kafayı camdan çıkarıp hooop kardeşim yoluna devam etsene diye bağırırlar ama gemiden ses gelmez. Aşırı gelişmiş bilgisayarın tuşlarına rastgele takır takır bastıktan sonra anlarlar ki geminin bütün iletişim kanallar kesilmiş.

Normal hayatta olsa dön kardeşim evine git işine gücüne bak senin mi derdine düşmüş dersin. Lakin oyun bu ya gidecekler o gemiye. Gelin gidip bakalım şu gemiye derler ve kargo bölümünden kafalama gemiye giriş yaparlar. Kontrol ettiğimiz karakterimiz Isaac Clark adında bir sistem mühendisi. Gemiye girdikten sonra anlaşılıyor ki gemide Isaac'in kayıp bir iki arkadaşı falan da var. Eeee ne demişler galaksi küçüktür evlat, gezegen gezegene kavuşmaz da insan insana kavuşur. Lakin gemiye ayak bastığımızda anlıyoruz ki hiçbir şey beklediğimiz gibi değil. Gemi Necromorphic adı verilen garip bir yaratık türü tarafından cebren ve hile ile bütün odaları zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün mühendisleri dağıtılmış ve geminin her köşesi bilfiil işgal edilmiş. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, geminin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunmuşlar.

Isaac ise söylediğim üzere savaşçı bir abimiz değil. Ömrünü madenlerde vatanı için harcamış bir mühendis. Böyle olunca öyle aşırı güçlü bir rambo karakterimiz yok elimizde. Zaten gemide de savaş silahı yok. Bütün amacı maden çıkarmak olan gemide aşağı yukarı silah diye elimize aldığımız her şey madencilik aleti. Hal böyle olunca düşmana karşı koymak, kaynak tedarik etmek biraz zorlaşıyor. Lakin bu farklılık ve silahların ilginçliği benim hoşuma gitmişti. Hal bundan ibaret. Isaac bu zorlu durumdan sağ çıkabilecek mi? Arkadaşlarına kavuşabilecek mi? Onu da oynayıp artık kendiniz görün ben yeterince konuştum bile.

Oyun eski bir oyun olmasına rağmen mekanikleri muhteşem. Ufak tefek bazen kamera sıkıntısı olması dışında ben bir sorun hatırlamıyorum kontrol açısından. Hikaye deseniz sizi tamamiyle doyuruyor. Bütün o uzayın dehşetini yansıtabilmesi bakımından görsel efektler şahane. Tekrar oynayasınız geldi mi? Benim geldi...

                                                                                                                                       Ahmet Sensei

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

THE MESS YOU LEAVE BEHIND

THE LAKE HOUSE (GÖL EVİ)

YAŞAMAK