TRAIN O BUSAN



 Haftanın ortasına geldiğimize göre öneri kalitesinde vites artırabiliriz. Zaman zaman yaptığım zombi içerikli incelemerde zirveye yine bir Kore işiyle ulaşıyorum. Daha güzel, daha kaliteli zombi temalı içerik izlediğimi hatırlamıyorum. Bu filmi herkese öneriyorum demem için bu kadar da konuşmam yetermiş aslında.

Hayatın hızlanması ve insanların aceleciliği zombilere de sirayet etti. Hayatlarına asosyal gamerlar olarak başlayan ve etrafta saatte 0.5 km hızla yürüyen zombilerimiz 2016 yılına geldiğimizde Usain Bolt'a evrilmeye karar verdiler. İlk olarak World War Z filminde gördüğümüz o hızlı koşabilen, etrafta aylak aylak sallanmayan zombiler ondan sonra ekol olmaya başladı. 

Train to Busan çok akıllıca yazılmış bir film. Doğum gününde kızını karısının yanına götürmek isteyen bir baba. Karısından boşanmışlar ve kızı ailecek vakit geçirmek istiyor. Kızını kıramayan baba ise yola çıkıyor. Busan trenine bindikten sonra olanlar başlıyor. Tren harekete geçtikten çok az sonra bütün ülke salgınla kaynamaya başlıyor. Zombiler de sağa sola depar attıkları için yayılma hızını normal zombi filmlerinden kat kat fazla olarak düşünün. Trenin içinde de hastalığı kapan insanlar var. Evet daracık, minnacık trene zombiler sızmış.

Olaylar buradan sonra başlıyor. Trenin içinde zombilerle sıkışan yolcularımız hayatta kalmak için amansız bir mücadeleye giriyorlar. Detay vermeyeceğim çünkü filmin heyecanını kaçırmak istemiyorum. Daracık trende nasıl kaçacaklar nereye gidecekler diye sorabilirsiniz. Yazar akıllıca bir fikir yürütmüş, karanlıkta göremiyor zombiler. Onun dışında 3 tane aksiyon dolu sahne var. Ve o kadar dolu dolu ki sahneler, zombi filminden bu kadar heyecan duyacağını düşünmüyor insan. Birincisi bir ara trenden inip bir istasyonda geçirdikleri sahne, diğeri trenin en arkasından en önüne gitmeye çalıştıkları sahne, bir diğeri de trenin arkasından depar atan zombilerin kovalaması trene asılmaları. Çok keyifli sahneler dediğim gibi detaylı anlatmıyorum yoksa bir sürprizi kalmaz filmin.

Son olara Kore filmi dedik ama dram olmazsa olur mu? Olmaz... 21. yüzyıl kapitalizminde sabahtan akşama kadar çalışmak zorunda kalan aileler, çocuklarıyla vakit geçirememekten dem vururlar. Geçmişe atılan flashbackler ve dram sahneleri çok manidar. Çok öyle ağır dram gözükmese de gözünüze, ben oturdum bir zombi filminde de ağladım. Sen neyi izledin de oturdun ağlamadın diye soranları şiddetle kınıyorum konumuz bu değil şimdi. 

Sonuç olarak beni önceden de takip edenler yeter artık Train to Busan önermekten bıkmadın mı diyebilir ama bıkmadım. Yeni takipçilere de önermeyelim mi? Bu akşam film izlemeyi düşünüyorsanız film aramakla uğraşmayın hiç. Busan'a tek yönlü biletiniz var çünkü.

                                                                                                                                       Ahmet Sensei

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

THE MESS YOU LEAVE BEHIND

THE LAKE HOUSE (GÖL EVİ)

YAŞAMAK