A QUIET PLACE
Bu aralar çok fazla John Krasinski fanlığı yaşıyorum. Neden diye sorarsanız uzun zamandır The Office izliyorum. Malumunuz orada Jim Halpert karakterini canlandırıyor. Hazır fanlık yaşıyorken çok kaliteli bir de filminden bahsedlim John'un.A Quiet Place filminde John Krasinski'yi (ne zor ismin var yiğidim) hem yönetmen koltuğunda hem de başrolde görüyoruz. Bir diğer başrol ise güzeller güzeli eşi Emily Blunt. Kusura bakma reis yengeye de fanlıyoruz biraz. Film çıktığı zamandan bu yana çok ses getirdi ve çoğu insan tarafından çokça beğenildi. Hatta yakın zamanda ikinci filmini de göreceğiz.
Peki neden bu kadar beğenildi şöyle bir bakalım. Spoiler içeren yerlere gelmeden önce ki geleceğim biliyorsunuz. Bakalım genel hatlarıyla ne anlatıyor film bize. Nereden çıktığı belli olmayan bir yaratık türü nasıl olduysa dünyada ortaya çıkıyor. Bu yaratıkların görme özellikleri yok lakin inanılmaz bir ses duyarlılıkları var. En ufak bir gürültünüzü kilometrelerce öteden duyup sizi avlayabiliyorlar. Böyle bir istilaya hazırlıksız yakalanan insanoğlu varoluş savaşında bu yaratıklara büyük ölçüde kaybetmiş. Dünyada tek tük kalan insanoğlu sessiz, sakin hayatını sürdürmeye çalışmakta.Ailemiz de bunlardan birisi. John Krasinski'nin baba, Emily Blunt'ın anne rolünde olduğu filmde 2 kız 1 erkek olmak üzere üç çocuklu bir aileyi canlandırıyorlar. Film tamamen sessizlik içinde geçtiği için o kadar az konuşma sahnesi var ki şaşırırsınız. Filmi izlerken hiçbir sahneyi kaçırmamanız gerekir. Zira konuşamayan karakterlerimiz duygu ve düşüncelerini jest ve mimikleriyle, işaret diliyle falan ifade ediyorlar. Evet büyük kızları doğuştan sağır olduğu için ailesine de işaret dilini öğretebilmiş durumda. Bu yüzden hayata kalma oranları büyük ölçüde yükselmiş. Ayrıca kızı canlandıran oyuncu gerçekte de sağır.
Buradan sonra spoiler vermeye geçeceğim. Eğer henüz filmi izlemediyseniz ve izlemeyi düşünüyorsanız lütfen buradan sonrasını okumadan geçin ve filmi izlemeye gidin.
Film ailemizin market alışverişinden evlerine dönüş yolunda başlıyor. Market alışverişi dediğime bakmayın girip yağmalamışlar insan falan yok bir yerde. En ufak yavrucak bir tane pilli araba bulmuş. Dın dın dın ötüyor çalıştırınca. Babaları hemen oyuncağı alıyor çocuktan tabi. Pillerini söküp geri veriyor oğlana. Az gidip uz gidiyorlar, dere tepe düz gidiyorlar. Bizim işitme engelli ablamız oğlanın üzülmesine dayanamıyor ve çaktırmadan pilleri takıp geri veriyor oyuncağı. Neyse biraz ilerleyip köprünün birine geliyorlar. Bu sahnede işitme engelli kızımızın gözünden izliyoruz filmi. Köprünün ortasında birden duruyor herkes. Bir anda baba koşmaya başlıyor. Kız babanın neden koştuğunu anlamıyor çünkü bir şey duymuyor. Arkasını döndüğü zaman anlıyor ki bizim oğlan oyuncağı çalıştırmış köprünün ortasında zır zır ötüyor oyuncak. Evet herkesin gözü önünde ufacık yavruyu tek lokmada yiyor yaratıklar. Aile depar atıp kaçıyor ve izlerini kaybettiriyor.
Aradan bir yıl geçiyor. Bizim aile bir çiftlik evine yerleşmiş. Evin bodrumunu ses yalıtımlı bir hale getirmişler iyi kötü bir iki diyalog dinliyoruz. Bizim kız küçük kardeşini halen unutamamış ve yavrum o yaşında bir suçluluk psikolojisiyle yaşıyor halen. Baba kendini bodruma kapatmış radyo frekanslarından insan arıyor. Olayın bomba haberi ise anne hamile. Evet onca derdin, ızdırabın ve keşmekeşin içinde bizim ikili nasıl ve nerede bir fırsat buldularsa sevişmişler. Hiç ses çıkarmamayı başarmışlar sevişirken. Hayır nasıl bu kadar yükselebildiniz yani şu ortamda. Neyse bir de üstüne demişler ki biz bu dünyaya bir çocuk getirelim yetiştiririz. Bütün bu mevzunun çok saçma olması dışında olay aşırı bir gerginlik katıyor filme. Annenin karnı burnunda. Bu kadın nasıl doğuracak, ufacık bebeyi nasıl sessiz kalmaya alıştıracaklar. Gece ağlasa zırlasa nasıl engel olacaklar. Bir sürü mevzu. Neyse bir gün herkes dışarıda takılıyor Emily evde yalnız. Hop doğum sancısı başlamasın mı... Ne kadar sessiz kalmaya çalışsa da bir yaratığı evin oraya çekecek kadar gürültü çıkarıyor. Hemen evin ışıklarını kırmızıya çeviriyor bizimkilere sinyal vermek için. Bu arada da muazzam bir sahne ile birlikte küvetin içinde çıtını çıkarmadan çocuğunu doğuruyor. Bundan sonra bir sürü aksiyon, yaratıktan kaçma çabası falan derken güzel bir son ile filmimiz the end olayına bağlanıyor.
Vizyona girdikten sonra izleyen büyük bir çoğunluğun beğenisini toplayan filmin ikincisi çok yakında vizyona girecek. Hazır yeni film yoldayken ilk filmi izlenizi, izlediyseniz bir tekrar etmenizi tavsiye ediyorum. Şimdiden iyi seyirler, hoşçakalın.
Ahmet Sensei





Yorumlar
Yorum Gönder